Kurşun Göğsümde Büyürken Tur Dağı'na Koştum
doğumun ilk ağlamasıydı üzerimde dolaşan
baştan aşağı yedi iple sardılar bedenimi,
göz çukurları derinleştikçe
etrafta beni seyredenler
yakama cürüm iliştirmekle meşhurdu.
çıbanlar, dikenler, ulular arasından
yürütüldü bedenim,
her biri şavkın soyu iken
kulağıma okunan ezan kirletildi
adem, musa, habeş yüzünü dönerken
kararmış örtüler serildi yazgıma ve beşiklere.
mühürlenmiş bir vaktin
sırrı levhi mahfuzda korunurken
aklım yamalarla pörsüdü
her bir yarıktan kızıl kengerler sırıtıyor
kanlar içinde sözcükler boşaldı
göbek bağını gömerken kaynayan denize
sular sarsıldı.
bir ant içtim o suların aksinde
göğsüme teğet geçen kurşuna
isyan marşları okurken
öbür acılar çekti beni denizin doruğuna
ben çırpınırken
maddenin zehri sardı çıplaklığımı
kof bir suyla yıkandı çürük, tıkanık damarlar.
cellatlar satarken kızları
bir güneş kurşun yer, doğarken ve batarken
bütün döller yerlere serpilir
bir cahiliye şairi, şiirini okurken
ortalık fenalaşır, yer kürenin çekirdeği
soyulur ve lavdan çiçekler biter
genç bir kızın sağında taşlama
genç bir adamın solunda beğenceler
tahrik edildi periler
yoksa biliniyordu herkeslerin içteki.
ruhumu iliklerken, kurşunlar saldırıyor
mancınıkla taşlar atılıyor
doğumum kavi
göğsü yarık güvercinlerse dağlı bir nida
sina'da uçuyor güvercinler
her bir kanat çırpıntısı
göğsüme dağı fısıldıyor
ben koştukça içteki yitik bir buzağı.
şaşılacak bir günün azmanı
alçalacak diyorum, alçalacak
ve tur dağına koşacak göğsümde büyüyen.
Yorumlar
Yorum Gönder